Kelebek ve okur
Deneme, Zhuang Zhou’nun kendini kelebek olarak gördüğü rüyayla başlar: Uyandığında hangisinin ötekini düşlediği sorusu doğar. Bu hikâye, Tercümân şerhini okurken sorulan soruya benzetilir: Önce gelen, aşk şiirinin tanıdık dünyası mı, yoksa imgelerin açtığı mânevî anlamlar mıdır?
Şiir, değerli anlamları içinde taşıyan dış sûret olarak ele alınır. Şerh, duyulur dünyanın daima asıl, mânevî anlamın ise yalnızca ondan türetilmiş mecaz olduğu varsayımını sorgulatır.
Âlem ve şiirsel ölçü
Yazı, İbnü’l-Arabî’ye varlığı ölçülü bir ifade olarak görme anlayışını atfeder. Arap aruzunun mısra, sebeb, veted, birleşme ve ayrılma yapıları kullanılır. Şiir, ruhların, cisimlerin ve sûretlerin düzenlenmesine dair bir imge hâline gelir.
Dîvân’ın girişinden aktarılan bölüm, bu uyumu ilâhî kelimeler ve tükenmeyen övgü çerçevesine yerleştirir. Yazar nazmı ilk düzen, nesri sonraki açılım olarak okur. Bu, dilin tarihî icadına ilişkin bir iddia değil, metafizik ve edebî bir benzetmedir.
Şiir külliyatının genişliği
Metin Tercümân’ı, büyük Dîvân’ı, Zeynebiyyât’ı, Muaşşerât’ı ve Dîvânü’l-maârif’i anar. Beyit sayılarına ilişkin tahminler makaleye aittir; yazmalar yeniden sayılmış değildir.
Görünüşte sade dil ile yoğun sembolik imkânların birlikteliği vurgulanır. Okurun bilgisi ve tecrübesi değiştikçe anlayışı da değişir. Kendiliğinden söyleyiş, uyanıkken gelen ilham ve rüyalar da şiirle ilişkilendirilir.
Şuarâ sûresinin görüldüğü rüya
Deneme, bir meleğin Şuarâ sûresi olarak tanıtılan bir ışık getirdiği görüntüyü aktarır. İbnü’l-Arabî onu yuttuktan sonra içinden yüzü ve konuşması olan canlı bir kıl çıkar; doğu ve batı ufuklarına uzanır, sonra göğsüne döner.
Anlatıda bu, sözlerinin doğuya ve batıya yayılacağının işareti olarak yorumlanır. Görüntü ve yorumu mânevî tanıklık şeklinde aktarılır; bağımsız gözlemle doğrulanmış olay olarak sunulmaz.
Nizâm ve açıklayıcı şerh
Yazı Mekke’ye, Ebû Şücâ el-İsfahânî’ye, âlim kız kardeşine ve Nizâm’a döner. Tercümân şiirlerinin farklı tarihlerde yazılıp bir araya getirildiğini anlatır. Şerh, aşk diline yöneltilen itirazlara cevap verir.
Şiirin sesi, imgeleri ve özlem hareketi sürer; şerh bunlara belirli bir mânevî okuma getirir. İkisini ayırmak, aralarındaki ilişkiyi daha iyi anlamayı sağlar.
Yeniden okumak
Şiir ile şuur arasındaki bağ, maddî tasvirin tüketemediği ince ilişkilerin sezilmesini anlatmak için kullanılır. Aynı şiire dönmek yeni bağlantılar gösterebilir.
Son soru açık kalır: Mânevî yorum sıradan aşk şiirinin uzantısı mıdır, yoksa duyulur dünya daha derin hakikate geçişin kendisi midir? Deneme, kısa bir tanım yerine şiirlerle şerhin birlikte ve tekrar tekrar okunmasını önerir.
