Endülüs’ten Fas’a
Arapça sayfa iki hayat anlatısını bir araya getirir. İkisi de onu İşbîliye çevresinden getirir, fakat doğum yeri için farklı adlar verir. İlk başlıkta 520–594 H tarihleri yer alır. Yetim bir genç olarak ilim aramak için Endülüs’ten ayrılır; Kuzey Afrika kıyılarında balıkçıların yanında çalışır ve Merakeş üzerinden Fas’a gider.
Fas’ta önce abdest ve namazı öğrenmek ister, ardından âlimlerin meclislerine katılır. Özellikle Ebü’l-Hasan İbn Hırzihim’in sözlerini kalbinde bulur. Hoca bunu samimiyetle açıklar: kalpten çıkan söz kalbe ulaşır. Anlatı, geçimini müstensihlerin yanında çalışarak sağladığını, gecelerini ilim ve ibadete ayırdığını söyler.
Hocalar ve kitaplar
İbn Hırzihim’den Muhâsibî’nin er-Riâye’sini okur. Tirmizî’nin Sünen’ini okuduğu Ebü’l-Hasan İbn Galib ve Ebû Abdullah ed-Dekkâk da anılır. Ebû Ya‘zâ, sabır, tevekkül ve mânevî terbiye bakımından anlatının merkezindeki hocalardandır.
Biyografiler doğuya yapılan hac yolculuğunu ve Abdülkadir Geylânî ile görüşmeyi aktarır. Bunlar Arapça biyografi geleneğinin rivayetleri olarak sunulmaktadır; kronolojileri burada bağımsız biçimde doğrulanmış değildir.
Bicâye’de öğretim
Batıya dönüşünde Bicâye’ye yerleşir. İlk anlatı, burada on beş yıldan fazla kaldığını, evlendiğini ve Medyen adlı bir oğlu olduğunu belirtir. Âlimler ve mânevî yolun talipleri ondan yararlanmak için gelir.
Dersleriyle ilişkilendirilen eserler arasında Kuşeyrî’nin Risâle’si ve Gazzâlî’nin ilâhî isimleri ele alan el-Maksadü’l-esnâ’sı vardır. Aktarılan bir rüya, onu ıssız yerlere çekilmek yerine öğretmeye yöneltir. Açıklamasında, hocanın ilmi yayma sorumluluğunu öğrencilerin sonucuna hükmetme gücünden ayırır.
İbnü’l-Arabî’nin mânevî dünyasındaki yeri
Kaynak, İbnü’l-Arabî’nin Ebû Medyen’i “vârislerin sultanı” diye nitelemesini aktarır. İnsanlardan çekilme ve onlara dönme öğretisini de açıklar: talip Hakk’ı aramak için çekilir, sonra rehberlik ve hizmet için insanlara döner.
Bu etki ve aktarım, tek başına İbnü’l-Arabî ile yüz yüze görüşmeyi kanıtlamaz. Doğrudan öğrenciler, sevenler ve sonraki aktarıcılar birbirinden ayrılmalıdır.
Vefatı ve hatırlanan öğütleri
Anlatılara göre Muvahhid hükümdarı Ya‘kûb el-Mansûr onu çağırır. Yolda hastalanarak 594 H yılında Tilimsân yakınında vefat eder ve el-Ubbâd’a defnedilir. Çağrılma sebebi ile son anların anlatımı kaynakta farklı vurgular taşır.
Kendini bilme, muhasebe, uyanıklık, çalışma, tevazu ve hizmet, ona atfedilen sözlerde tekrar eden konulardır. Tam Arapça metinde şiirler, uzun öğrenci listeleri ve keramet anlatıları da bulunur.
