İçeriğe geç
✦ القرآن الكريم

Türkçe anlam çevirisi — سورة الذاريات

۞ Metni oku
۞

سورة الذاريات

رقم السورة: 51 · 60 آية

Verse 1

Andolsun tozutup savuranlara. ﴿1﴾

Verse 2

Derken ağır bir yük yüklenenlere. ﴿2﴾

Verse 3

Derken kolayca akıp gidenlere. ﴿3﴾

Verse 4

Derken işi ayıranlara. ﴿4﴾

Verse 5

Gerçekten de size vaadedilen, doğrudur ancak. ﴿5﴾

Verse 6

Ve ceza, mutlaka olacak. ﴿6﴾

Verse 7

Andolsun yolyol hareli göğe. ﴿7﴾

Verse 8

Şüphe yok ki siz, elbette çeşitli ve birbirini tutmaz sözler söylemektesiniz. ﴿8﴾

Verse 9

Ondan saptırılan, saptırılmıştır. ﴿9﴾

Verse 10

Lanet olsun geberesi yalancılara. ﴿10﴾

Verse 11

Ki onlar, daldıkları gaflette habersiz bir halde bocalayıp dururlar. ﴿11﴾

Verse 12

Sorarlar: Ne zaman gelecek ceza günü? ﴿12﴾

Verse 13

O gün onlar, ateşe atılıp sınanırlar. ﴿13﴾

Verse 14

Tadın azabınızı; işte buydu çabucak gelmesini istediğiniz. ﴿14﴾

Verse 15

Şüphe yok ki çekinenler, cennetlerdedir, pınar başlarında. ﴿15﴾

Verse 16

Alırlar Rablerinin, kendilerine verdiklerini; şüphe yok ki onlar, bundan önce, iyilik ederlerdi. ﴿16﴾

Verse 17

Gecelerin az bir kısmında uyurlardı. ﴿17﴾

Verse 18

Ve seher çağları, yarlıganma dilerlerdi. ﴿18﴾

Verse 19

Ve mallarında, dileyene ve mahrum olana bir hak vardı. ﴿19﴾

Verse 20

Ve yeryüzünde deliller var iyideniyiye inanmış olanlara. ﴿20﴾

Verse 21

Ve kendi özünüzde de, hala mı görmezsiniz? ﴿21﴾

Verse 22

Ve gökte de rızkınız ve size vaadedilen var. ﴿22﴾

Verse 23

Gerçekten de andolsun göğün ve yeryüzünün Rabbine ki hiç şüphe yok, gerçektir o, nasıl siz konuşup söylüyorsunuz. ﴿23﴾

Verse 24

İbrahim'in, ağırlanan konuklarına ait haber, geldi mi sana? ﴿24﴾

Verse 25

Hani, tapısına girmişlerdi de esenlik sana demişlerdi; o da esenlik size demişti, ey yabancılar. ﴿25﴾

Verse 26

Derken bir bahaneyle ailesinin yanına gitmişti de bir semiz dana getirmişti. ﴿26﴾

Verse 27

Onların önüne koymuştu da yemez misiniz demişti. ﴿27﴾

Verse 28

Derken onlardan, içine bir korkudur düşmüştü de korkma demişlerdi, ve ona, bilgi sahibi bir oğlu olacağını müjdelemişlerdi. ﴿28﴾

Verse 29

Derken karısı, onlara dönmüştü de bir çığlık atıp eliyle yüzüne vurmuştu ve ben kısır bir kocakarıyım demişti. ﴿29﴾

Verse 30

Onlar, bu, böyle dediler, Rabbin böyle dedi; şüphe yok ki o, bir hüküm ve hikmet sahibidir ki her şeyi bilir. ﴿30﴾

Verse 31

İbrahim, işiniz nedir ey elçiler demişti. ﴿31﴾

Verse 32

Onlar, şüphe yok ki biz demişlerdi, mücrim bir topluluğa gönderildik. ﴿32﴾

Verse 33

Üstlerine balçıktan taşlar yağdırmak için. ﴿33﴾

Verse 34

Öyle taşlar ki Rabbinin katında damgalanmış, haddi aşanlar için. ﴿34﴾

Verse 35

Derken, orada inananlardan kim varsa çıkarmıştık. ﴿35﴾

Verse 36

Gerçekten de bir ev halkından başka Müslüman da bulamamıştık orada. ﴿36﴾

Verse 37

Ve orada, elemli azaptan korkanlara bir delil bırakmıştık. ﴿37﴾

Verse 38

Ve Musa'da da; hani onu apaçık bir delille Firavun'a göndermiştik. ﴿38﴾

Verse 39

Derken bütün kuvvetiyle dönmüştü de ya büyücü demişti, yahut da deli. ﴿39﴾

Verse 40

Derken onu ve ordusunu helak etmiş, onları denize atıvermiştik de o kendisini kınayıp durmadaydı. ﴿40﴾

Verse 41

Âd kavminde de bir delil var; hani onlara, her şeyi kasıp kavuran bir fırtına göndermiştik. ﴿41﴾

Verse 42

Nereden geçmiş, neye dokunmuşsa orasını ve o şeyi çürümüş kemiğe döndürmüştü. ﴿42﴾

Verse 43

Ve Semud'da da delil var; hani, muayyen bir zamanadek geçinin demiştik. ﴿43﴾

Verse 44

Derken Rablerinin emrine karşı azgınlıkta bulunmuşlardı da onları bir yıldırımdır, gelip helak edivermişti ve onlar da bakıp duruyorlardı. ﴿44﴾

Verse 45

Derken ne ayakta durmıya güçleri kalmıştı, ne de bir yardım görmüşlerdi. ﴿45﴾

Verse 46

Ve daha önce de Nuh kavmi ki şüphe yok, onlar, buyruktan çıkmış bir topluluktu. ﴿46﴾

Verse 47

Ve biz, gökleri kurduk kudretle, onlardan daha üstününü, daha büyüğünü kurmaya da gücümüz yeter. ﴿47﴾

Verse 48

Ve yeryüzünü yayıp döşedik, daha da güzel döşeriz. ﴿48﴾

Verse 49

Ve anar, ibret alırsınız diye her şeyi çift yarattık. ﴿49﴾

Verse 50

Artık kaçın Allah'a, şüphe yok ki ben size, onun tarafından, apaçık bir korkutucuyum. ﴿50﴾

Verse 51

Ve Allah'la beraber bir başka mabut kabul etmeyin; şüphe yok ki ben size, onun tarafından, apaçık bir korkutucuyum. ﴿51﴾

Verse 52

Böylece onlardan önce de hiçbir peygamber gelmedi ki ona büyücü, yahut da deli demesinler. ﴿52﴾

Verse 53

Onlar, bunu birbirlerine tavsiye mi ettiler? Hayır, onlar, azgın bir topluluktu. ﴿53﴾

Verse 54

Artık yüz çevir onlardan, bundan dolayı da kınanmazsın sen. ﴿54﴾

Verse 55

Ve öğüt ver, gerçekten de öğüt, inananlara fayda verir. ﴿55﴾

Verse 56

Ve ben, cinleri ve insanları, ancak bana kulluk etsinler diye yarattım. ﴿56﴾

Verse 57

Onlardan ne bir rızık istiyorum ve ne beni doyurmalarını istiyorum. ﴿57﴾

Verse 58

Şüphe yok ki Allah'tır rızık veren kuvvet sahibi ve kuvvetine aciz gelmesi mümkün olmayan. ﴿58﴾

Verse 59

Kendilerine zulmedenlere, arkadaşlarının payı, gibi bir azap payı var, artık acele etmesinler. ﴿59﴾

Verse 60

Yazık kafirlere, kendilerine vaadedilen günden. ﴿60﴾

Az-Zariyat

ترجمة المعاني أو النقل الصوتي بحسب السجلات الموجودة، لا يُغني عن النص القرآني العربي.

Baskı ve kaynak

النصوص والروايات والبيانات كما حُفظت في قاعدة الموقع، دون تعديل الرسم أو التشكيل أو نسبة الترجمات إلى النص العربي. راجع طبعة المصحف الأصلية عند المقابلة.

Bu sayfayı paylaş