İçeriğe geç
✦ القرآن الكريم

Türkçe anlam çevirisi — سورة القمر

۞ Metni oku
۞

سورة القمر

رقم السورة: 54 · 55 آية

Verse 1

Yaklaştı kıyamet ve yarıldı ay. ﴿1﴾

Verse 2

Ve onlar, bir delil gördüler mi yüz çevirirler de sürüp giden bir büyü derler. ﴿2﴾

Verse 3

Ve yalanlarlar ve dileklerine uyarlar ve her iş, kararlaştırılmıştır. ﴿3﴾

Verse 4

Ve andolsun, öyle haberler geldi onlara ki o haberlerde onları vazgeçirecek, onlara öğüt verecek şeyler vardı. ﴿4﴾

Verse 5

Yüksek hikmet vardı, derken korkutuşlar fayda vermedi gitti. ﴿5﴾

Verse 6

Artık yüz çevir onlardan; o gün çağıran, hoşlanılmayan birşeye çağırır. ﴿6﴾

Verse 7

Gözleri yerde, kabirlerden çıkarlar, sanki onlar, dağılmış çekirgelerdir. ﴿7﴾

Verse 8

Yönelirler çağırana; kafirler, bugün derler, ne de zorlu gün. ﴿8﴾

Verse 9

Onlardan önce Nuh kavmi de kulumuzu yalanlamıştı ve delil dediler ona, pek fena incittiler onu. ﴿9﴾

Verse 10

Derken Rabbine dua etti: Şüphe yok ki altoldum ben, artık sen yardım et bana. ﴿10﴾

Verse 11

Derken açtık göklerin kapılarını da şarıl şarıl ardı gelmez yağmurlar yağdırdık. ﴿11﴾

Verse 12

Ve yerden de sular fışkırttık, derken sular, mukadder bir emre göre birleşti. ﴿12﴾

Verse 13

Ve onu, tahtalardan yapılmış ve mıhlarla kenetlenmiş bir gemide taşıdık. ﴿13﴾

Verse 14

Gözümüzün önünde akıp giderdi; bir mükafattı nankörlük görene. ﴿14﴾

Verse 15

Ve andolsun ki bir delil olarak bıraktık onu, fakat bir ibret alan mı var? ﴿15﴾

Verse 16

Derken nasıldı azabım benim ve korkutuşlarım? ﴿16﴾

Verse 17

Ve andolsun öğüt ve ibret için Kur'an'ı kolaylaştırdık, fakat bir ibret alan mı var? ﴿17﴾

Verse 18

Âd da yalanlamıştı, derken nasıldı azabım benim ve korkutuşlarım? ﴿18﴾

Verse 19

Şüphe yok ki sürüp giden uğursuz bir günde onlara bir kasırgadır yolladık. ﴿19﴾

Verse 20

Onları kökünden koparmadaydı, sanki köklerinden kopup baş aşağı devrilen hurma kütükleriydi onlar. ﴿20﴾

Verse 21

Derken nasıldı azabım benim ve korkutuşlarım? ﴿21﴾

Verse 22

Ve andolsun ki öğüt ve ibret için Kur'an'ı kolaylaştırdık, fakat bir ibret alan mı var? ﴿22﴾

Verse 23

Semud da korkutucuları yalanladı. ﴿23﴾

Verse 24

Derken bizden bir adama mı uyacağız dediler, gerçekten de o zaman elbette sapıklığa düşeriz, ateşlere yanarkavruluruz. ﴿24﴾

Verse 25

Vahiy, içimizden gelegele ona mı geliyor? Hayır, o, yalancı kendini beğenmiş birisi. ﴿25﴾

Verse 26

Yarın bilirler kimmiş yalancı kendini beğenmiş. ﴿26﴾

Verse 27

Şüphe yok ki onları sınamak için dişi deveyi gönderiyoruz, artık gözetle onları ve dayan. ﴿27﴾

Verse 28

Ve haber ver onlara, su, aralarında paylaştırılmıştır, her bölük, nöbetinde hazır olur, su alır. ﴿28﴾

Verse 29

Derken arkadaşlarına seslendiler, derken kılıcını çekti de devenin ayaklarını kesti, öldürdü. ﴿29﴾

Verse 30

Derken nasıldı azabım benim ve korkutuşlarım? ﴿30﴾

Verse 31

Gerçekten de bir bağırış gönderdik onlara, derken hayvan ağılına konan çalıya çırpıya döndüler. ﴿31﴾

Verse 32

Ve andolsun ki öğüt ve ibret için Kur'an'ı kolaylaştırdık, fakat bir ibret alan mı var? ﴿32﴾

Verse 33

Lut kavmi de korkutucuları yalanladılar. ﴿33﴾

Verse 34

Gerçekten de, Lut'un ailesi müstesna, onlara taş yağdıran bir yel gönderdik, Lut'un ailesini de bir seher çağı kurtardık. ﴿34﴾

Verse 35

Katımızdan bir nimet olarak; işte böyle mükafatlandırırız şükredeni. ﴿35﴾

Verse 36

Ve andolsun ki o, bizim helakimizle korkutmuştu onları da onlar, bu korkutuşlardan şüpheye düşmüşlerdi. ﴿36﴾

Verse 37

Ve gerçekten de onun konuklarını istemişlerdi de biz, kör edivermiştik gözlerini, artık tadın azabımı ve korkutuşlarımın sonucunu. ﴿37﴾

Verse 38

Ve andolsun ki bir sabah çağı üstlerine bir azap çöküvermişti onların. ﴿38﴾

Verse 39

Artık tadın azabımı ve korkutuşlarımı. ﴿39﴾

Verse 40

Ve andolsun ki öğüt ve ibret için Kur'an'ı kolaylaştırdık, fakat bir ibret alan mı var? ﴿40﴾

Verse 41

Ve andolsun ki Firavun soyuna da korkutucular gelmişti. ﴿41﴾

Verse 42

Bütün delillerimizi yalanladılar, derken onları üstün ve mutlak kudretli bir helak edişle helak ediverdik. ﴿42﴾

Verse 43

Sizin kafirleriniz, onlardan hayırlı mı, yoksa kitaplarda bir kurtuluş mu var size? ﴿43﴾

Verse 44

Yoksa biz, birbirine yardım eden bir topluluğuz mu derler? ﴿44﴾

Verse 45

O topluluk, yakında bozguna uğrayacak ve ardını dönüp kaçacak. ﴿45﴾

Verse 46

Onlara vaadedilen azabın mukadder zamanı kıyamettir ve kıyametin azabı, daha da zararlıdır ve daha da acı. ﴿46﴾

Verse 47

Şüphe yok ki suçlular, sapıklık içinde ve yakıp kavuran ateşlerdedir. ﴿47﴾

Verse 48

O gün, yüzüstü ateşe sürüklenip atılırlar; tadın bakalım, cehennemin yakışını. ﴿48﴾

Verse 49

Şüphe yok ki biz; her şeyi, bilgimizde mukadder olduğu gibi ve zamanında yarattık. ﴿49﴾

Verse 50

Ve bizim emrimiz, birdir, ancak bir göz kırpış, bir göz yumup açış gibi tezdir. ﴿50﴾

Verse 51

Ve andolsun ki taraftarlarınızı da helak ettik, fakat bir ibret alan mı var? ﴿51﴾

Verse 52

Ve işledikleri her şey, kitaplardadır. ﴿52﴾

Verse 53

Ve küçük, büyük, hepsi de yazılıdır. ﴿53﴾

Verse 54

Şüphe yok ki çekinenler, cennetlerdedir, ırmakların başlarında. ﴿54﴾

Verse 55

Gerçeklik makamında, çok kudretli bir büyük padişah katında. ﴿55﴾

Al-Qamar

ترجمة المعاني أو النقل الصوتي بحسب السجلات الموجودة، لا يُغني عن النص القرآني العربي.

Baskı ve kaynak

النصوص والروايات والبيانات كما حُفظت في قاعدة الموقع، دون تعديل الرسم أو التشكيل أو نسبة الترجمات إلى النص العربي. راجع طبعة المصحف الأصلية عند المقابلة.

Bu sayfayı paylaş