İçeriğe geç
✦ القرآن الكريم

Türkçe anlam çevirisi — سورة النجم

۞ Metni oku
۞

سورة النجم

رقم السورة: 53 · 62 آية

Verse 1

Andolsun yıldıza, inerken. ﴿1﴾

Verse 2

Arkadaşınız, gerçekten ne saptı, ne ayrıldı. ﴿2﴾

Verse 3

Ve kendi dileğiyle söz de söylemedi. ﴿3﴾

Verse 4

Sözü, ancak vahyedilen şeyden ibaret. ﴿4﴾

Verse 5

Ona öğretti kuvvetleri çok çetin. ﴿5﴾

Verse 6

Kuvvetli biri; sonra doğruldu. ﴿6﴾

Verse 7

Ve o, en yüce tanyerindeydi. ﴿7﴾

Verse 8

Sonra yaklaştı, yakınlaştı. ﴿8﴾

Verse 9

İki yay kadar kaldı araları, yahut daha da yakın. ﴿9﴾

Verse 10

Derken kuluna vahyetti, ne vahyettiyse. ﴿10﴾

Verse 11

Gönlü, gördüğünü yalanlamadı. ﴿11﴾

Verse 12

Hala münakaşa mı edersiniz gördüğü şeyleri? ﴿12﴾

Verse 13

Ve andolsun ki onu, inerken bir kere daha gördü. ﴿13﴾

Verse 14

En son sidrenin yanında. ﴿14﴾

Verse 15

Mev'a cenneti de yanındaydı. ﴿15﴾

Verse 16

Sidreyi, o sırada neler bürümüş, kaplamıştı, neler. ﴿16﴾

Verse 17

Gözü, ne kaydı, ne haddini aştı. ﴿17﴾

Verse 18

Andolsun ki Rabbinin pek büyük delillerinden bir kısmını gördü. ﴿18﴾

Verse 19

Siz de gördünüz mü, Lat'ı ve Uzza'yı? ﴿19﴾

Verse 20

Ve üçüncü öbür putu, Menat'ı? ﴿20﴾

Verse 21

Erkek evlatlar sizin de kızlar onun mu? ﴿21﴾

Verse 22

Bu, pek insafsızca bir pay şimdi. ﴿22﴾

Verse 23

Bunlar, ancak sizin taktığınız, atalarınızın taktığı adlardan başka bir şey değil, Allah, onlara ait kesin bir delil indirmemiştir, ancak zanna ve nefislerinin dileğine kapılmıştır onlar ve andolsun ki Rablerinden doğru yolu gösteren de gelmiştir. ﴿23﴾

Verse 24

Yoksa insan, her umduğunu elde eder mi? ﴿24﴾

Verse 25

Gerçekten de ahiret de Allah'ındır, dünya da. ﴿25﴾

Verse 26

Ve göklerde nice melekler vardır ki Allah, dilediğine ve razı olduğuna şefaat etmeleri için izin vermedikçe şefaatleri, hiçbir şeye yaramaz. ﴿26﴾

Verse 27

Şüphe yok ki ahirete inanmayanlar, meleklere dişi adları takıp duruyorlar. ﴿27﴾

Verse 28

Onların, bu hususta hiçbir bilgisi yok, ancak zanna kapılıyorlar ve şüphe yok ki zan, gerçeğe karşı hiçbir şeye yaramaz. ﴿28﴾

Verse 29

Artık yüz çevir, bizi anmadan yüz çevirenden ve ancak dünya yaşayışını isteyenden. ﴿29﴾

Verse 30

İşte bilgide ulaşabildikleri şey bu; şüphe yok ki Rabbin, kendi yolundan çıkıp sapanı daha iyi bilir ve odur doğru yola gireni daha iyi bilen. ﴿30﴾

Verse 31

Ve Allah'ındır ne varsa göklerde ve ne varsa yeryüzünde kötülük edenleri, yaptıklarına karşılık elbette cezalandırır ve iyilik edenlereyse yaptıklarından daha da iyi mükafat verir. ﴿31﴾

Verse 32

Israr etmemek şartıyle küçük günahlardan başka suçların büyüklerinden ve çirkin şeylerden sakınanlara gelince: Şüphe yok ki Rabbinin yarlıgaması pek geniştir. O, sizi yeryüzünden yaratıp meydana getirdiği zaman ve siz, analarınızın karnında birer dölken de bilir; artık siz, kendinizi temize çıkarmaya kalkışmayın, o, kim çekinmededir, daha iyi bilir. ﴿32﴾

Verse 33

Gördün mü artık yüz çevireni. ﴿33﴾

Verse 34

Ve az bir şey verip sonra kısanı, nekeslik edeni? ﴿34﴾

Verse 35

Gizli şeylere ait bilgi, onun katında mı da görmede. ﴿35﴾

Verse 36

Yoksa Musa'nın sahifelerindeki şey bildirilmedi mi ona. ﴿36﴾

Verse 37

Ve İbrahim'in sahifelerindeki, o İbrahim ki ahdine iyiden iyiye vefa etmişti. ﴿37﴾

Verse 38

Hiçbir suçlu, bir başkasının suçunu yüklenemez. ﴿38﴾

Verse 39

Ve gerçekten de insan, ancak çalıştığını elde eder. ﴿39﴾

Verse 40

Ve şüphe yok ki çalıştığının karşılığı da gösterilir ona. ﴿40﴾

Verse 41

Sonra da ona, en değerli mükafat verilir. ﴿41﴾

Verse 42

Ve şüphe yok ki son varılacak tapı, Rabbinin tapısıdır. ﴿42﴾

Verse 43

Ve şüphe yok ki odur adamakıllı güldüren ve ağlatan. ﴿43﴾

Verse 44

Ve şüphe yok ki odur öldüren ve dirilten. ﴿44﴾

Verse 45

Ve şüphe yok ki o halk etmiştir erkeği ve dişiyi. ﴿45﴾

Verse 46

Bir katre sudan, o suyu çıkardığı zaman. ﴿46﴾

Verse 47

Ve şüphe yok ki ikinci defa yaratış da ona aittir. ﴿47﴾

Verse 48

Ve şüphe yok ki odur zengin eden ve sermaye veren. ﴿48﴾

Verse 49

Ve şüphe yok ki odur Şi'ra yıldızının Rabbi. ﴿49﴾

Verse 50

Ve şüphe yok ki odur önceden gelip geçen Âd'ı helak eden. ﴿50﴾

Verse 51

Ve Semud'u da bırakmayan. ﴿51﴾

Verse 52

Ve onlardan önceki Nuh kavmini de; şüphe yok ki onlar, daha da zalimdi ve daha da azgın. ﴿52﴾

Verse 53

Lut kavminin şehirlerini de altüst edip yerle yeksan etti. ﴿53﴾

Verse 54

Derken o şehirleri, örten örttü gitti. ﴿54﴾

Verse 55

Artık Rabbinin hangi nimetinden şüphe etmedesin? ﴿55﴾

Verse 56

Bu Peygamber, gelip geçen korkutuculardan bir korkutucu. ﴿56﴾

Verse 57

Yaklaşacak, yaklaştı. ﴿57﴾

Verse 58

Allah'tan başkası, çeviremez onu geri. ﴿58﴾

Verse 59

Bu söze mi şaştınız siz? ﴿59﴾

Verse 60

Ve gülüyorsunuz ve ağlamıyorsunuz. ﴿60﴾

Verse 61

Ve siz oyalanıyorsunuz, gaflet ediyorsunuz. ﴿61﴾

Verse 62

Artık secde edin Allah'a ve kullukta bulunun. ﴿62﴾

An-Najm

ترجمة المعاني أو النقل الصوتي بحسب السجلات الموجودة، لا يُغني عن النص القرآني العربي.

Baskı ve kaynak

النصوص والروايات والبيانات كما حُفظت في قاعدة الموقع، دون تعديل الرسم أو التشكيل أو نسبة الترجمات إلى النص العربي. راجع طبعة المصحف الأصلية عند المقابلة.

Bu sayfayı paylaş