İçeriğe geç
✦ القرآن الكريم

Türkçe anlam çevirisi — سورة القلم

۞ Metni oku
۞

سورة القلم

رقم السورة: 68 · 52 آية

Verse 1

Nun, andolsun kaleme ve yazdıklarına. ﴿1﴾

Verse 2

Sen, Rabbinin nimeti sayesinde deli değilsin. ﴿2﴾

Verse 3

Ve sana, tükenmez, minnetsiz bir mükafat var. ﴿3﴾

Verse 4

Ve şüphe yok ki sen, pek büyük bir ahlaka sahipsin elbette. ﴿4﴾

Verse 5

Yakında sen de görürsün ve onlar da görürler. ﴿5﴾

Verse 6

Deliliğe uğramış hanginiz? ﴿6﴾

Verse 7

Şüphe yok ki Rabbin, kendi yolundan sapanı da daha iyi bilir ve o, doğru yolu bulanları da daha iyi bilir. ﴿7﴾

Verse 8

Artık yalanlayanlara itaat etme. ﴿8﴾

Verse 9

Onlara yumuşaklık göstermeni arzularlar, öyle hareket etsen onlar da yumuşaklık gösterirler. ﴿9﴾

Verse 10

Ve itaat etme çok yemin edenlerin, reyinde isabet bulunmayanların hiçbirine. ﴿10﴾

Verse 11

Ayıp arayan, kovucu ve söz getirip götürücüyle. ﴿11﴾

Verse 12

Hayrı tamamıyla meneden haddini aşmış suçluya. ﴿12﴾

Verse 13

Ayrıca da çirkin ve kötü huylu soysuza. ﴿13﴾

Verse 14

Malmülk ve evlat sahibi bile olsa. ﴿14﴾

Verse 15

Ona ayetlerimizi okuyunca eskilere ait masallar dedi. ﴿15﴾

Verse 16

Büyüyüp bir hortuma dönen burnuna, yakında bir damga vururuz. ﴿16﴾

Verse 17

Ve biz, onları açlıkla, kıtlıkla sınarız, nitekim o bahçe sahiplerini de sınamıştık; hani, sabahleyin erkenden, bahçelerindeki mahsulü kesmeye ant içmişlerdi. ﴿17﴾

Verse 18

Ve Tanrı dilerse de dememişlerdi. ﴿18﴾

Verse 19

Halbuki bahçenin üstünde, Rabbinden gelen bir felaket dolaşmadaydı ki onlar uyuyorlardı. ﴿19﴾

Verse 20

Derken bahçe, bütün mahsulü kesilip biçilmiş, kupkuru çorak bir yere, bir çöle dönmüştü. ﴿20﴾

Verse 21

Sabahleyin birbirlerine sesleniyorlardı. ﴿21﴾

Verse 22

Mahsulünüzü kesip devşirecekseniz erkence koşun, gidin. ﴿22﴾

Verse 23

Derken yola düştüler ve birbirlerine de gizlice diyorlardı ki. ﴿23﴾

Verse 24

Bugün hiçbir yoksula yol vermeyin, yanınıza gelmesin sakın. ﴿24﴾

Verse 25

Ve kendilerini, yoksulları men etmeye güçleri yeter sanarak erkenden gittiler. ﴿25﴾

Verse 26

Bahçeyi görünce gerçekten de dediler, elbette yolumuzu şaşırdık. ﴿26﴾

Verse 27

Hayır dediler, biz mahrum olup gitmişiz. ﴿27﴾

Verse 28

İçlerinden en iyileri, ben demedim miydi size dedi, mabudunuzu tenzih etseniz ne olurdu. ﴿28﴾

Verse 29

Dediler ki: Şanı yücedir Rabbimizin, gerçekten de zalimlerden olduk biz. ﴿29﴾

Verse 30

Bir birlerine dönerek birbirlerini kınamaya başladılar. ﴿30﴾

Verse 31

Yazıklar olsun bize dediler, gerçekten de azmışız biz. ﴿31﴾

Verse 32

Umulur ki Rabbimiz, onun yerine bize daha da hayırlısını verir, gerçekten de biz, Rabbimizi dilemede, ondan istemedeyiz. ﴿32﴾

Verse 33

İşte bunun gibidir azap ve elbette ahiret azabı, daha da büyüktür bilirseniz. ﴿33﴾

Verse 34

Şüphe yok ki çekinenlere, Rableri katında Naim cennetleri var. ﴿34﴾

Verse 35

Artık Müslümanları da suçlularla bir mi tutacağız? ﴿35﴾

Verse 36

Ne oldu size ki? Nasıl hükmediyorsunuz? ﴿36﴾

Verse 37

Yoksa size mahsus bir kitap var da oradan mı okuyorsunuz. ﴿37﴾

Verse 38

Orada, neyi beğenir, isterseniz sizindir diye mi yazılı? ﴿38﴾

Verse 39

Yoksa hükmü kıyametedek sürecek antlar mı ettik size, şüphe yok ki ne buyurursanız o olacak sizin için diye? ﴿39﴾

Verse 40

Onlara sor, bunlara kefil olan kimmiş içlerinden? ﴿40﴾

Verse 41

Yoksa ortakları mı var? Doğru söylüyorlarsa gelsinler bakalım ortaklarıyla. ﴿41﴾

Verse 42

O gün, işler güçleşir ve secdeye davet edilirler, derken güçleri yetmez. ﴿42﴾

Verse 43

Gözleri yere dikilir, üstlerine aşağılık çöker ve gerçekten de sağ esenken de secdeye davet edilmişlerdir de secde etmemişlerdi. ﴿43﴾

Verse 44

Artık sen, bu sözü yalanlayanı bırak bana, biz onları yavaşyavaş, hiç bilmedikleri yerden cehenneme çekerdururuz. ﴿44﴾

Verse 45

Ve onlara mühlet vermedeyim, fakat şüphe yok ki azabım, pek kuvvetlidir. ﴿45﴾

Verse 46

Yoksa onlardan ücret istiyorsun da derken onlar da ağır bir borç altında mı kaldılar? ﴿46﴾

Verse 47

Yoksa gizli alem, onların yanında da onu mu yazıyorlar? ﴿47﴾

Verse 48

Artık sabret Rabbinin hükmüne ve balıkla arkadaş olana benzeme; hani o, dertten boğulmuş bir halde Rabbine nida etmişti. ﴿48﴾

Verse 49

Rabbinden bir nimet erişmeseydi ona elbette bir yere, fena bir halde bırakılır giderdi. ﴿49﴾

Verse 50

Derken Rabbi, onu seçti de temiz kişilerden kıldı. ﴿50﴾

Verse 51

Ve az kalmıştı ki kafirler, Kur'an'ı duydukları zaman seni gözleriyle yiyip helak etsinler ve derlerdi ki: Şüphe yok, bu, bir deli elbette. ﴿51﴾

Verse 52

Halbuki o, ancak alemlere bir öğüttür. ﴿52﴾

Al-Qalam

ترجمة المعاني أو النقل الصوتي بحسب السجلات الموجودة، لا يُغني عن النص القرآني العربي.

Baskı ve kaynak

النصوص والروايات والبيانات كما حُفظت في قاعدة الموقع، دون تعديل الرسم أو التشكيل أو نسبة الترجمات إلى النص العربي. راجع طبعة المصحف الأصلية عند المقابلة.

Bu sayfayı paylaş